Bayan Safir Mavi

Bloguma Hoşgeldiniz! :)

Ne okuyorum?

Ateş Ustası - Maria V. Snyder (Usta Serisi #3)

Ne izliyorum?

Teen Wolf

Çarşamba, Mart 30, 2016

Şu Sıralar Neler Oluyor... #3

Şu Sıralar Neler Oluyor... #3

Merhaba! Haydi, alın çaylarınızı, kahvelerinizi gelin azıcık sohbet edelim. ^^ Nasılsınız? Ben şu birkaç gündür hiçbir şey yapmak istemiyorum. Üzerimde bir karamsarlık, agresiflik, sıkılganlık var. Ve bu beni çıldırtıyor. Fark etmişsinizdir, haftanın blogu'nu seçemedim. Geçen haftadan beri hiçbir şey yazamadım blogda. Stajda da hiç çalışasım, bir şey yapasım gelmiyor. Bakalım, şimdilik durum bu. Sizde durumlar nasıl?

Birkaç gündür kendimi motive etmeye ve bir şeyleri değiştirmeye çalışıyorum.Yani hayatıma düzen ve sağlık getirmeye çalışıyorum. Buna zayıflamak ile başladım. Hatırlar mısınız bilmem bir yazımda kendimi disipline etmeye çalıştığımı ve spora başladığımı söylemiştim. Fakat ne kendimi disipline edebildim nede spora devam edebildim. Çokta önemsemiyordum fakat pazartesi tartıya çıktığımda 58 ibaresini görünce artık bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Öyle çok diyetler, sporlar, artık şunu şunu yemeyeyim tarzı bir şeyler değil. Kesinlikle bir diyete falan da uymayacağım onun yerine hayatımı, beslenme düzenimi, uyku düzenimi şekle sokarak ve yardımcı olacak kadar evde yapabileceğim hareketleri uygulayarak yaşama düzenimi daha sağlıklı ve kaliteli yaşamaya çalışacağım. 

Birkaç günü kendimi bu konuda motive etmeye ve bu konuda araştırma yaparak geçiriyorum. Burada bunu yazarak hem sizlerle paylaşmış, hemde kendime söz vermiş oluyorum. Eğer başarılı olur ve kilo vermeye başlayıp, hayatımda değişiklikler olursa bu konuda burada yine bir paylaşım yapıp deneyimlerimi paylaşabilirim. 

Destekleriniz ve yorumlarınızı eksik etmeyin. 


Sevgiyle Kalın...

Read More

Pazartesi, Mart 21, 2016

Haftanın Blogu: Kitap Tutkusu

Haftanın Blogu

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim. Biraz keyifsizlik var üzerimde o yüzden blog yazarak kendimi rahatlatmak istiyorum. Sizde de öyle oluyor mu bilmem ama ben blogda bir şeyler yazarken, parmaklarımın klavye üzerinde dolaşması acayip rahatlatıyor. hele de klavye azıcık sesliyorsa. Garip değil mi? :D Şimdiden rahatladım bile. :) Bu hafta sonu sınavım var-mış-dı. Ben bunu çarşamba günü okulda arkadaşlarımdan öğrendim. :P Bu dönem nedense Açık Öğretim sınavlarını erken yaptılar. Beklemiyordum hiç. Cumartesi/Pazar erken saatlerde kalkıp sınava gitmek çok zordu yaa. :) 

Onun dışında birde şikayetim var arkadaşlar. Kardeşimden şikayetçiyim. :P Şimdi şöyle; ben haftanın ilk üç günü stajdayım diğer dört gün evdeyim. Stajdayken zaten biliyorsunuz kaçamak -aynı şimdi olduğu gibi- yapıp bloga yazabiliyorum. Ancak evde olduğum günler kardeşim bilgisayara el koyduğundan oturup blog yazmam çok zor oluyor. :D Bundan dolayıdır ki geçen -hangisi olduğunu unuttuğum- bir yazımda oturup taslak olarak yazı hazırlayacağımdan bahsetmiştim ki hiç birini yazamadım. :P Öyle işte. Neyse benim gene çenem düştü. :) Buraya kadar bana dayandığınız için teşekkürler. :D 

Gelelim haftanın bloguna...

Kitap Tutkusu

Evet, daha önceki yazıda belirttiğim gibi, rastgele seçiyorum artık haftanın bloglarını. :) Bu haftanın blogu da... Kitap Tutkusu. Kitap Tutkusu benim ilk zamanlardan beri takip ettiğim bloglardan. İlk zamanlar dediğimde bu blogumdan  çok öncesi, 2013'den, benim ilk blogumu kurduğum zamanlardan beri takip ettiklerimden. Belkide çoğunuz da biliyordur kendisini. Ben blogunu sık sık ziyaret etmesemde, bir kitabı merak ettiğim zaman "acaba okumuş mu, ne düşünmüş?" gibilerinden ziyaret ettiğim bloglardan. :) Sizlerde bir uğrayın ve uğramışken yorum yapmadan geçmeyin. :) 

Dip not: Çok konuşmuş olabilirim, affedin. :D 

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Salı, Mart 15, 2016

Şubat Ayında İzlediklerim | 2016

Şubat Ayında İzlediklerim | 2016

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim. Ama çook sıkıldım ve yine stajdan kaytarmaya karar verdim. ^^ Artık geciktirmeyeyim dedim ve bu yazıyı yazmaya koyuldum. ^^ Siz neler yapıyorsunuz?

Şubat ayıda film ve dizi açısından bereketli geçti gibi görünüyor. Bakalım neler izlemişim...

The Con Artist / The Technicians
The Con Artist / The Technicians

IMDB Puanı: 6,4/10
Yapım: 2014 / Güney Kore / 116 dakika
Tür: Aksiyon , Komedi , Suç

Konusu: Ji Hyeok üst düzey bir kasa hırsızı ve kalpazandır. Kendisini Jong Bar isimli başka bir üst düzey hacker ile tanıştıran Koo In ile çalışmaktadır. Fakat ortalıkta, geçmişte Jong Bae ‘nin çalıştığı partnerlerine ihanet ettiğine dair dedikodular dolaşmaktadır. Tüm bunlara rağmen bu üçlü takım elit bir mücevher dükkanından çok kıymetli parçalar çalmak için birlikte çalışmaya karar verirler. Bu dükkanın sahibi aynı zamanda Baskan Jo ‘dur. Ve Baskan Jo’ da bir yandan Incheon’da milyon dolarlık bir hırsızlık gerçeklestirmek için kendisine yardım edecek kaliteli bir kasa hırsızı aramaktadır.

İzlerken oldukça keyif aldığım bir dizi oldu. Kim Woo Bin'i görünce izlemeye karar verdiğimi söylememe gerek yok sanırım. ^^ Elbetteki sadece Woo Bin için izlemedim. Konusu oldukça güzel bir film. Bu tarz bildiğiniz filmler varsa bana önerebilir misiniz? Çok mutlu olurum. ^^ Filmi izleyin derim. Gerçekten çok güzel bir yapım. ^^
Küçük Prens
Küçük Prens

IMDB Puanı: 7,8/10
Yapım: 2015 / Fransa / 107 dakika
Tür: Animasyon, Aile

Konusu: Antoine de Saint-Exupéry'in klasikleşmiş eseri 'Küçük Prens'ten sinemaya uyarlanan animasyon türündeki yapıtta, bir pilot kendisini ıssız bir çölün ortasında bulur ve çok uzak bir gezegenden gelmiş olan küçük bir çocukla karşılaşır. Kung Fu Panda'nın yönetmeni Mark Osborne'un yönetmenliğini yaptığı filmin orijinal seslendirme kadrosunda Rachel McAdams, James Franco, Marion Cotillard, Jeff Bridges ve Paul Giamatti gibi ünlü isimler bulunuyor.

Evet evet tekrar izledim. ^^ Ancak bu sefer annem ve kardeşimle izledim. ^^ Yorumum için buraya lütfen. Hala izlemediyseniz, koşun izleyin hemen. ^^
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter #1)
Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter #1)

IMDB Puanı: 8,5/10
Yapım: 2001 / ABD & İngiltere / 152 dakika
Tür: Aile, Fantastik, Macera

Konusu: Harry Potter, muggle ve akrabaları ile normal ve zorlu bir hayat yaşıyordur. Bu hayatta amcası ve halasıda onunla birliktedir. O yılanlarla konuşma ve nesneleri eşyaları yerinden oynatma özelliğini bir gün farkeder. Bundan sonra bir gün bir mektup gelir ve kendini Hogwarts Büyücülük ve Cadılık okuluna kabul edildiğini öğrenir. Bundan sonra hayatı komple değişecektir.

Evet, Harry Potter. Ben seriyi bir çok defa izledim ve izlemeye devam edebilirim. ^^ Ama bu sefer kardeşimin isteği üzerine izlemeye başladım. Çünkü -biraz zorla olsada- Harry Potter ve Felsefe Taşını okudu ve filmini izlemek istedi. Bizde her gün bir film olmak üzere seriye başladık. ^^ 
Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter #2)
Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter #2)

IMDB Puanı: 7,4/10
Yapım: 2002 / ABD & İngiltere / 161 dakika
Tür: Aile, Fantastik, Macera

Konusu: Hogwarts da ilk yılını doldurup ikinci yılına başlamaya hazırlanan harry potter ev cini olan dobby tarafından o okula gitmemesi konusunda bir uyarı alır. Profosör snape zaten harry potter den hiç haz etmeyen biridir. Bir kaç arkadaşı olan harry herşeye rağmen okula başlar ama bu yeni ders yılında okuldaki herkes birer birer taşa dönüşmektedir, kimin yaptığı konusu ise gizemini korumaktadır.

Ayın son hafta sonunda izlediğimizden sadece iki filmi izledik. Geri kalanını Mart Ayında İzlediklerim yazısında yazacağım. ^^
Who Are You - School 2015
Who Are You - School 2015

IMDB Puanı: 8,8/10
Yapım: 2015 / Güney Kore / 16 Bölüm
Tür: Dram, Gizem, Romantik

Konusu: Gangnam'ın en gözde okulunda öğrenci olan Lee Eun Bi (Kim So Hyun) aniden ortadan kaybolur. Geri döndüğünde ise hiçbir şey hatırlamamaktadır. Ancak okulda şiddet gördüğünü öğrenir. Eun Bi okulda popüler bir kıza dönüşürken geçmişinde neler olduğunu öğrenmeye kararlıdır. Derken Segang Lisesi'nin gizli gerçeklerini açığa vuran anılarından küçük parçalar hatırlamaya başlar.

School 2013^ün yorumu burada. School 2013'ü izledikten sonra bunu izledim. Olaylar açısından daha bol içerikli bir diziydi. Keyifle izledim. Öyle çok bayıldığım bir dizi olmasa da gayet keyifle izlenebilecek bir dizi. ^^
Who Are You?
Who Are You?

IMDB Puanı: 7,7/10
Yapım: 2013 / Güney Kore / 16 Bölüm
Tür: Fantastik, Korku, Gizem

Konusu: Dedektif Shi-On (So E-Hyun) diğer insanların göremediği şeyleri görebilmektedir. Sıcak kalbi ile, karmaşık hikayelerinden dolayı haksızlığa uğramış hayaletlere yardım etmeye çalışır. Bu arada Dedektif Shi On'un ortağı, Dedektif Gun Woo (Taecyeon) sadece görüp dokunabildiğinde inanmaktadır. Bu iki dedektif kayıp & arama merkezi ile ilişkili durumları çözmektedir.

Keyifle, merakla ve severek izlediğim bir dizi oldu. Özellikle diğer polisiyelerde olduğu gibi her bölüm bir olay yerine ana kurgu arasında bir kaç olayla güzel bir dizi. Sebep-sonuç ilişkisi tam yerinde kurulmuştu. Güzel bir dizi ya, ben sevdim. İzlemenizi öneririm. ^^

Evet, benim Şubat ayında izlediklerim bunlardı. Siz içlerinden hangilerini izlediniz? Neler düşünüyorsunuz? Yazın yoruma lütfen. ^^

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Pazartesi, Mart 14, 2016

Haftanın Blogu: Düda'nın Feneri

Haftanın Blogu

Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben çok iyiyim. ^^ Yine ve yine stajdan kaytarıp yazıyorum. Daha doğrusu yazmaya çalışıyorum. Bu aralar ne çok film izliyorum bilemezsiniz. Şimdiden 10 film oldu. Böyle giderse Mart ayında izlediklerim yazısı epeyce uzun olacak. Bak Mart dedim ama daha Şubat ayında izlediklerimi yazmadım değil mi? Onu da bu hafta yazacağım inşallah. Siz neler yapıyorsunuz?


Gelelim bu haftanın bloguna...
Düda'nın Feneri

O kadar çok blog takip ediyorum ki... Neredeyse 300'ü buldu. Haliyle içlerinden seçim yapmak çok zor. Bende rastgele seçmeye karar verdim. Ve bu haftanın blogu Düda'nın Feneri oldu. Güzelde oldu. Çünkü uzun zamandır bloguna uğramamışım, onu farkettim. Çok güzel ve çok zengin içeriğe sahip bir blogu var. Blogunda dolanmaktan bu yazıyı yazacağımı unuttum o derece. ^^ Yabancı dizi olarak bu aralar sadece Kore dizisi izliyorum ve sayesinde listemi epey genişlettim. Bir ara oturup arşivleme işine girişeceğim. ^^

Neyse konudan sapmayalım ve mutlaka Düda'nın bloguna uğrayalım. Ha, uğramışken de bir iki yorum bırakmadan çıkmayalım. ^^ 

Dipnot: Ben bu mimi yazmayı çok seviyorum yaa ^^ 

Dibin dibi not: Bu mimi henüz yapmayanları etiketliyorum. Sizde yapın. ^^ Bilmeyenleri şöyle alalım..

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Perşembe, Mart 10, 2016

Kitap Yorumu: Yaratık Avcısı - Rick Yancey


 Kitap Yorumu: Yaratık Avcısı - Rick Yancey Güncelle

Orijinal Adı: The Monstrumologist
Çeviri: Belgin Selen Haktanır Us
Tür: Fantastik, Korku, Macera, Paranormal
Yayınevi: Dex Yayınları
Basım Yılı: 2011
Sayfa Sayısı: 389

Arka Kapak

İşte bunlar sakladığım sırlar. İşte bu asla ihanet etmediğim güven. Ama o artık yok, doksan sene önce öldü, bana güvenen o kişi, tüm bu sırları uğruna sakladığım kişi. Beni kurtaran kişi… ve beni lanetleyen kişi. 

Will Henry'nin günlüğü böyle başlıyor. Will, alışılmadık bir uzmanlığa sahip bir doktorun evlatlığı ve asistanı: yaratık avcılığı. 

Will, doktorla birlikte geçirdiği kısa süre içerisinde doktordan gelen gece yarısı çağrılarına ve bu tehlikeli işe alışmıştır. Ancak bir gün birisi bir kız cesedi ve kızı yiyen bir yaratık haberiyle geldiğinde Will'in yaşamı alt üst olur. Doktor, yavru bir Anthropophagus bulmuştur -göğsünde bulunan ağzıyla beslenen, kafası olmayan bir yaratık. 

Üstelik bu, sayıları gittikçe artan türün habercisidir. 

Şimdi Will ve doktor, çok geç olmadan dünyayı bu hızlı üreyen yaratıktan kurtarmak durumundadır. 

Yepyeni, gotik bir seri! H.P. Lovecraft'ın ruhuyla çağdaş yazarların sürükleyici anlatım becerilerini bir araya getiren Rick Yancey, tüyler ürpertici bir hikâye anlatıyor.
Alıntılar

“Hepimiz, ama hepimiz köleyiz Will Henry...Bazılarımız korkunun kölesiyiz.Bazılarımızda mantığın ya da en ilkel arzularımızın kölesiyiz. Köle olmak kaderimiz. Will Henry, asıl mesele neye inanacağımız.Gerçeğe ya da yalana mı bağlı kalmalıyız, umuda ya da çaresizliğe mi, yoksa ışığa ya da karanlığa mı? Ben ışığa hizmet etmekten yanayım, ama ne yazık ki çoğu zaman kendimi karanlıkta buluyorum.” 
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Kaptan gemiden kurtulmuştu, ama kendisini bir akıl hastanesinde bulmuştu. Hem de tüm çocukların doğru olduğunu bildiği bir şey yüzünden: Yatağımızın altında gerçekten de her an bize saldırmaya hazır yaratıklar vardır.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Hayatimizdaki her şey tepetaklak olduğunda,kim güneşin alevler saça saça denize düşmeyeceğine kefil olabilir ki?


Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim. Bugün oturup biriken kitapların yorumlarını girmeye karar verdim. Bu yazıyı hemen yayınlayacak olsam da diğerleri bir-iki gün arayla gelecek. :) Bununla birlikte 5 kitap yorumu ve Şubat ayında izlediklerim yazısı gelecek. ^^ Bu arada fotoğraf hakkında ne düşünüyorsunuz. Görsellere dikkat etmeye ve özen göstermeye çalışıyorum. Nasıl olmuş sizce? 

Bugün yorumlayacağım kitaba gelirsek, kitabı bana cancağızım, blog dünyasına katmaya çalıştığım arkadaşım Derya, doğum günümde hediye etmişti. Bende severek okudum.

Kitabın konusundan bahsedecek olursak; giriş kısımı ilginç bir şekilde yazar tarafından yazılıp huzur evinde ölen bir adama ait günlükleri bulmasından bahsediyor ve kitabın geri kalan kısımları bu günlüklerin oluşturduğunu ve değiştirilmediğini belirtiyor ki burada kitaba gerçekçilik katmak istediğini düşünüyorum.

Kitabın geri kalanı üç ciltten oluşuyor, yanı Will Henry'nin ilk üç günlüğü. Will Henry, Doktor Warthrop'a hizmet eden anne babasını bir yangında kaybedince doktor Will'i yanına alır. Doktor, bir hayli ilginç bir adamdır ve aynı zamanda bir Yaratık Avcısı'dır. Will Henry'i de yanına alarak onu asistanı yapar. Will Henry, gece yapılan çalışmalara, garip yaratıklara alışmıştır.

Bir gece, bir kız cesedi ve kızı yiyen bir yaratıkla birlikte bir ziyaretçi geldiğinde yaşamı altüst olur. Adamın getirdiği yaratık bir Anthropophagus'tur. Antropophaguslar çok vahşi ve tehlikeli yaratıklardır ve en önemlisi sürü halinde yaşarlar.

Kitap boyunca Anthropophagusların nereden geldiği, nasıl geldiği hakkında araştırmalar, Doktor ve doktorun babasının geçmişi ve Will Henry'nin ailesini kaybetmesine ssebep olan yangının iç yüzlerini görüyoruz.

Kitap gerçekten bir solukta okunacak kadar heyecanı yüksek tutan bir kitap. Anlatımı, kurgusu muhteşem. Olayların 1888 yılında geçtiğini de belirteyim. 

Ben çok severek okudum. Normalde 4 kitaplık bir serinin ilk kitabı olmasına rağmen akılda hiçbir soru işareti bırakmadan, tek kitapmış gibi bitti. 

Ayrıca olayların birbiriyle bağlantısı, yaratığın tasviri, meydana gelen cinayetlerin tasviri her şey çok iyi anlatılmıştı. Gerçekten başarılı bir kitap. Devamının geleceğini pek sanmıyorum ama tereddüt etmeden alıp okuyabileceğiniz bir kitap. Ben Rick Yancey'in kalemini sevdim diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum.

Bu arada Cnr'a henüz gitmediyseniz ve gidecekseniz Dex'e mutlaka uğrayın derim. Yanlış hatırlamıyorsam bu kitap 5 liralık indirimdeydi. 

Siz Yaratık Avcısı'nı okudunuz mu? Lütfen düşüncelerinizi benimle paylaşın. ^^


Puanım
5 puan

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Pazartesi, Mart 07, 2016

Haftanın Blogu: Bir Gencin Kitaplığı

Haftanın Blogu: Bir Gencin Kitaplığı

Merhabalar arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim, yine stajdayım. :D Cumartesi CNR fuarındaydım. Çok güzel kitaplar aldım. :) Yine bu hafta sonu gitmeyi planlıyorum o yüzden alışveriş yazısı veya videosu haftaya gelir. :) Video düzenleme programımda sorun olduğundan vlog çekemedim. Ama belki tekrar gittiğimde çekebilirim, ne dersiniz?

Gelelim bu haftanın bloguna...

Bir Gencin Kitaplığı

Bu haftanın blogu Bir Gencin Kitaplığı. Henüz 3 aydır aramızda olan taptaze, çok sevimli bir blog. :) Blogunda; kitaplardan filmlere, kore dizilerinden, mimlere  kadar bir çok şey var. :)

Hatta geçenlerde beni bir mime etiketlemişti fakat bir türlü fırsat bulup yapamadım. :) Bu hafta yazmayı planlıyorum, bakalım fırsat bulabilirsem yapacağım. :)

Bu arada Bir Gencin Kitaplığı'na uğramayı unutmayın..

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Perşembe, Mart 03, 2016

Şubat Ayında Okuduklarım | 2016


Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim, yine stajdayım. Anlayacağınız yine kaytarmak adına blogdayım. :) Bu ay yine 4 kitap okudum ve hepsi güzel kitaplardı. Bu arada hafta sonu CNR fuarına gelecek olanlarınız var mı? Yoruma yazın, mutlaka görüşelim. :) Fuar için kafamda belirlediğim 3-5 kitap var onun haricinde bol bol gezip inceleyip öyle alacağım. :) Bir de fuarda vlog çeksem mi, ne diyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum. :) Gelelim Şubat ayında okuduğum kitaplara...


Gözlerindeki Canavar - J. M. Darhower
448 Sayfa
5 Puan
Güzeldi. Olay örgüsü, anlatımıyla oldukça akıcı bir kitaptı. Belli başlı yerler hariç -anladınız umarım :P- oldukça sevdim.
Ayrıntılı yorum gelebilir.
Ruhumdaki Canavar - J.M. Darhower
480 Sayfa
5 Puan
İlk kitaptan çok çok daha iyiydi. Karakterler çok iyi ya. Gerçekten özellikle Vitale karakteri. Sevmemek mümkün değil. Gerçi yer yer çok kızmış olabilirim, kabul. :D
Ayrıntılı yorum gelebilir.
Lola ve Komşu Çocuk - Stephanie Perkins
320 Sayfa
5 Puan
Başta anlatım tarzına adapte olmakta zorlansam alışınca su gibi aktı. Harikaydı. Lola'nın çılgın fikirleri, Cricket'in şapşal halleri... Tek kelimeyle; Bayıldım! Okuyun.. :)
Ayrıntılı yorumu gelebilir.
Aşkın Peşinde - Zekeriya Efiloğlu
408 Sayfa
4,5'tan 5 Puan
Yine genel olarak alıştığım tarzdan biraz farklı bir anlatıma sahipti ama oldukça akıcıydı. Hayatın içinden bir hikayeydi. Bir yerden sonra aynı olayın 3. kez tekrarlanışı can sıkıcı olsa da bu sefer nasıl davranacak diye merak ettirip okuttu kendini. Tavsiye ederim.
Ayrıntılı yorumu gelebilir.


Toplam okunan sayfa sayısı: 1656
Ortalama günlük okunan sayfa sayısı: 60 (yaklaşık) 

Evet... Benim okuduklarım bunlardı. Siz içlerinden hangilerini okudunuz? Düşüncelerinizi benimle paylaşın lütfen. :) 

Sevgiyle Kalın...
Read More

Kitap Yorumu: Beni Sev Diye - Asude

Kitap Yorumu: Beni Sev Diye - Asude

Sayfa Sayısı: 592
Baskı Yılı: 2015
Yayınevi: Ephesus 

Arka Kapak

Aşk mı? Nefret mi? Gurur mu? Kabulleniş mi?

Ateş gibi kızıl saçlarıyla bambaşka bir güzelliği olan Kristy, buzdan bir iklimin hüküm sürdüğü topraklarda yapayalnız, yoksul bir hayat yaşamaktadır. Onu gören her erkeğin dikkatini çeken büyülü güzelliğine rağmen, kalbini kimseye açmayacağına dair kendine bir söz vermiştir. Çünkü kalbinin derinliklerinde, yedi yıl önce evlendiği ancak yüzüne bile bakmadan onu kovan o zalim adamın izlerini taşımaktadır.

Simsiyah saçları, geceden karanlık gözleri, dünyayı yüklenecek kadar güçlü görünen bedeniyle Bradley, her kadının romantik hayallerini süsleyen görkemli bir soyludur. Onda eksik olan tek şey, bir kalptir. Genç adam unutmayı seçtiği geçmişinden uzak, duygusuz bir hayat yaşarken, kızıl saçlı asi bir kadınla karşılaşır. Bu gizemli kadının gerçek kimliğini öğrendiğinde dünyası sarsılacaktır.

Geçmiş yaraların sızısını hâlâ duyan genç kadın, geleceğini de yaralamaya ant içmiş Bradley ile yeniden karşılaştığında, yedi yıl önceki gibi itaatkâr olmayacaktır.

Ve genç adam asla kabullenemeyeceği gerçeklerle yüzleşirken, Kristy'nin asi ruhunun arkasındaki masumiyetle, sadece kalbinin değil, derin bir aşkın da farkına varacaktır.


Alıntılar

Yaşayan kalbi, tıpkı yedi yıl önceki gibi ansızın öldü. Oraya yavaş yavaş acıyla beslenen kapkara bir nefret oturdu.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 
Kristy ona yenilmemeye ant içmişti. Kalbinden yol alıp dudaklarından yavaş yavaş dökülen kelimelerle "Pişmanlık, sahip olduklarını kaybetmekten korkan insanların hissedeceği bir duygudur. Ben hiçbir şeye sahip olmadım ve şimdi de hiçbir şeye sahip değilim," dedi kısık sesiyle. "Sen her şeyimi aldığından beri, benim hiçbir şeyim yok!"
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 
Bradley ansızın durdu. Onu kolları arasında kuvvetle tutarken "Güzelliğini inkar edersem, bu ömrüm boyunca işlediğim en büyük günah olur," diye fısıldadı.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 
William Bradley Barlow, hayatına giren en yanlış kadına "Benim ol!" demişti.
Ve o kadın sadece bir saniye durup "Seninim," diye karşılık vermişti.
Bu delilikti...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Dave bir halatı olmadığına üzülüyordu. Lanet olsun! Lilybeth'i kesinlikle bir yere bağlaması gerekecekti...
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
"Seni seviyorum Kristy! Bütün insanlık şahidim olsun ki, ben sensiz yaşayamıyorum!"


Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Ben iyiyim.  Kitap yorumları birikmeye başladı ve bu beni sinir ediyor. Yorumlanması gereken bir çok kitap var ve ben henüz hiçbirini yazamadım. Bu hafta bir çoğunu yazıp taslak olarak kaydetmeyi planlıyorum. Şöyle başına adam gibi oturmazsam bitecek gibi görünmüyorlar. Bu kitabı okuyalı da bir aydan fazla oluyor. Neyse... Gelelim kitabımıza...

Konusunu nasıl anlatsam bilemiyorum. Şöyle ki; Kristy ve Bradley 7 yıl önce evlenmiştir. Ve evlendiklerinin ertesi gecesi Bradley, Kristy'i kovar. Kristy İskoçya'ya geri döner. 7 yıl sonra ise çalışmak için tekrar İngiltere'ye gelir ve bir kontun evinde hizmetçi olarak işe başlar. İşe girdiği ev kocasının evidir. Kristy sonradan bunu öğrense de Bradley onu tanımaz ve olaylar gelişir. Falan, filan... .diyerek konuya noktayı koyuyorum gerisini siz okuyun. Zira ben anlatmaya devam edersem büyük spoilerlar veririm, olmaz yani... :)

Konu ve kurgu itibariyle ben çok sevdim. Asude'nin bu tarihi romanlarını daha çok seviyorum. Konu akışını hemen hemen tahmin edebiliyorsunuz. Ama okumaktan da geri duramıyorsunuz. 

Kalemi, anlatımı yine çok başarılıydı. Severek okudum. Ayrıca karakterler, özellikle "Asudeboy" dediğimiz adamlar ve "Asudegirl" dediğimiz kadın karakterler her zaman olduğu gibi çok başarılıydı. 

Benim kitapta en sevdiğim kısım son kısımdı. Gül ve Avcı'dan tanıdğımız Albert ile evlenme planları kuran ufaklığımız Ella'ya bayıldım. 

Kapağına da değinmeden edemeyeceğim. Oldukça başarılı bir kapak tasarımı. Bayıldım. Gerçi iç kapağın rengi başta gözüme korkunç gelse de alıştım fazla sorun olmadı yani. 

Siz Beni Sev Diye'yi okudunuz mu? 
Ne düşündüğünüzü benimle paylaşın..

Puanım
5 Puan

Sevgiyle Kalın...
Sevgiyle Kalın...
Read More

Social Profiles

Twitter Facebook Google Plus Instagram Email Pinterest

Bloglovin'deyim

Snapchat'teyim!

Snapchat'teyim!

İzleyiciler

Reklam Alanı

En çok yorum yapanlar

Puanlama Tablosu

Puanlama Tablosu

Yasal Uyarı

Site içerisinde yer alan tüm fikir, tasarım, yazı ve fotoğraflar Ebrar Şeyban'a aittir. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak belirtilmeden, izinsiz kullanımı ve alıntı yapılması yasaktır.
Copyright © N. Ebrar Şeyban
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Copyright © Bayan Safir Mavi | Powered by Blogger
Design by Lizard Themes | Blogger Theme by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com